SOSYAL MEDYADAKİ SAHTE LİNKLE ELE GEÇİRİLEN BANKACILIK BİLGİLERİYLE HESAPTAN YAPILAN HAVALE, NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK DEĞİL BİLİŞİM SİSTEMLERİ KULLANILARAK HIRSIZLIK SUÇUNU OLUŞTURUR.

Katılan, Instagram’da bir bankanın müşterilerine hediye internet verileceğine ilişkin sahte reklamı görüp linke tıklamış, açılan sayfaya T.C. kimlik numarası ile internet bankacılığı giriş bilgilerini girmiş; ardından hesabından sanığın hesabına 550 TL ve 450 TL olmak üzere toplam 1.000 TL havale yapıldığını fark etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı eylemin bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-f) olduğu görüşüyle bozma istemiş; 2. Ceza Dairesi ise hilenin yalnızca şifre ve hesap bilgilerini elde etmeye yönelik olduğunu, para transferini aldatılan mağdurun değil bizzat sanığın yaptığını belirterek eylemin bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlık (TCK 142/2-e) oluşturduğuna karar vermiş ve hükmü onamıştır. Karar, giderek yaygınlaşan oltalama (phishing) vakalarında suç vasfını ve dolayısıyla görevli mahkeme ile ceza aralığını belirleyen ölçütü netleştirmektedir.

Künye

Mahkeme: Yargıtay 2. Ceza Dairesi
Esas No: 2023/22347
Karar No: 2026/5707
Karar Tarihi: 01.04.2026

Karar Tam Metni

2. Ceza Dairesi 2023/22347 E., 2026/5707 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/2377 E., 2022/3833 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafîinin temyiz isteminin, yerel mahkemenin delilleri değerlendirmede hataya düştüğüne, gerekçesiz bir şekilde alt sınırdan uzaklaşıldığında, gerekli takdiri indirimlerin yapılmadığına, iddianamede yer alamayan suçtan mütalaa verilip sanığın bu yönden cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna, atılı suçun unsurlarının da oluşmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Katılanın Instagram isimli sosyal paylaşım sitesinde … Bankasının müşterilerine 10 GB hediye internet verileceğine dair reklam gördüğü, bu linke tıkladığında açılan sayfaya T.C. kimlik ve internet bankacılığı giriş bilgilerini girdiği, katılana arka arkaya mesajlar gelmesi üzerine şüphelenerek telefonundaki internet bankacılığı uygulamasına giriş yaptığında, hesabından sanığın hesabına 550,00 TL ve 450,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL havale işlemi yapıldığını fark ettiği şeklinde gerçekleşen olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Dairelerin dolandırıcılık suçu yönünden ortak olarak kabul ettiği hususlar şunlardır; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır, fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalıdır. Sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Bilişim sisteminin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması, kandırılması hâlinde dolandırıcılık suçu oluşur. Herhangi bir aldatma olmadan bilişim sisteminden yararlanılarak menfaat temin edilmişse dolandırıcılık olarak suç vasfını tayin etmek mümkün değildir. Bu durumda eylem ya 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-e maddesindeki “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle” hırsızlık suçunu ya da aynı Kanun’un 244/4. maddesinde “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” şeklinde tanımı yapılan ve yaptırıma bağlanan suçu oluşturacaktır.

Hileli vasıtalarla katılanın hesap bilgilerinin ve şifresinin elde edildiği ve sonrasında bu bilgilerle katılanın hesabından para havalelerinin gerçekleştiği olayda, eylemi öncelikle ikiye ayırmak gerekmektedir. İlk olarak katılanın hesabına ve şifresine, gönderilen aldatıcı reklam linkine tıklanması sağlanarak hile ile erişilmiş ve daha sonra ikinci eylem olan para transferleri gerçekleştirilmiştir. Bu durumda katılan, hataya ve hileye sosyal medya hesabına gelen linke tıklaması sonucu telefonuna yüklenen casus yazılım kullanılarak bankacılık bilgileri elde edilmek için düşürülmüştür. Sanığın hilesi ile herhangi birisine para transferi yapmak üzere aldatılmak suretiyle bu tuzağa düşürülmemiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairelerin dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için belirlediği ilkelerden birisi de; yukarıda izah edildiği üzere, kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanması gerekliliğidir. Somut olayda katılan, yalan ve hile olduğu kabul edilen eylemlerle herhangi bir para transferi yapmamıştır. Aldatma öğesi olan sosyal medya hesabına gelen linke tıklaması sonucu telefonuna yüklenen casus yazılım vasıtasıyla hesap bilgilerinin çalınmasına sebebiyet vermiştir. Yani aldatma ve hile, şifre ve banka bilgilerini elde etmeye yöneliktir. Bu eylem de, dolandırıcılık suçunun oluşumuna vücut vermeyecektir. Bu eylem, ancak sübutu hâlinde, 5237 sayılı Kanun’un 136. maddesindeki kişisel verilerin haksız şekilde elde edilmesi suçunu oluşturur. Hileli vasıtalarla elde edilen bu bilgilerle katılanın haberi ve bilgisi olmadan, para transferleri sırasında bizzat katılanın iradesini fesada uğratacak bir eylemde bulunmadan, katılanın hesabından bu bilgilerle para transferlerini bizzat sanığın kendisinin yaptığı iddia olunmaktadır. Katılanın hesabındaki paranın eksiltilmesi, katılanın iş ve işlemleri ile yanıltılmış iradesinden kaynaklanmamaktadır, tam tersine hileli ve haksız şekilde elde edilen bilgilerle yeni işlemler yapılarak katılanın hesabı eksiltilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, para transferleri sırasında katılanın herhangi bir müdahale ve bilgisinin olmaması, bu konuda aldatılan ve yanıltılan bir iradesinin de bulunmaması, tam aksine sanığın katılandan haksız olarak elde ettiği bilgilerle bizzat transfer işlemlerini kendisinin yaptığının iddia edilmesi nedeniyle mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı ve eylemin 5237 sayılı Kanun’un 142/2-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının eylemin TCK’nın 158/1-f maddesi kapsamında kaldığı yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.

Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafîinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname’ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Değerlendirme

Karar, oltalama yöntemiyle işlenen banka hesabı boşaltma olaylarında suç vasfının, hilenin neye yöneldiğine bakılarak belirleneceğini ortaya koymaktadır. Daire, eylemi iki aşamaya ayırmakta; sahte link aracılığıyla şifre ve hesap bilgilerinin elde edilmesini hileli bir davranış olarak kabul etmekle birlikte, bu hilenin mağduru bir malvarlığı tasarrufuna yöneltmediğini vurgulamaktadır. Dolandırıcılık suçunun oluşması için mağdurun yanıltılmış iradesiyle bizzat bir tasarrufta bulunması gerektiğinden, transferi sanığın kendisinin yaptığı hâllerde eylem TCK 142/2-e kapsamında bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlık olarak nitelendirilmektedir; bilgilerin ele geçirilmesi ise ayrıca TCK 136’daki suçu oluşturabilecektir. Bu ayrım uygulamada önemli sonuçlar doğurmaktadır: TCK 158/1-f’de hapis cezasının alt sınırı dört yıl olup yargılama ağır ceza mahkemesinde yapılırken, TCK 142/2-e’de ceza aralığı beş yıldan on yıla kadar olmakla birlikte görevli mahkeme asliye cezadır ve TCK 168’deki etkin pişmanlık hükümleri her iki suç bakımından farklı biçimde uygulanmaktadır. Daire bu kararla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının aksi yöndeki tebliğname görüşüne katılmayarak, Ceza Genel Kurulunun daha önce benzer olaylarda benimsediği yaklaşımı güncel bir sosyal medya oltalama vakasına uygulamıştır.

Bu sayfadaki karar metni bilgilendirme amacıyla paylaşılmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

İletişim

Aşağıda yer alan formu doldurduğunuz takdirde büromuz sizinle iletişim kuracaktır.

    Sorunuzu yazınız
    Dereli Avukatlık
    Merhaba. Dereli Avukatlık Bürosuna hoşgeldiniz.
    Soru veya taleplerinizi buradan veya 0 (312) 260 06 06 numaralı telefon hattımızdan iletebilirsiniz.