
ÖTV Artışı Sonrası Araç Alıcılarından Talep Edilen Ek Ödeme: Mevzuat, Yargı Kararları ve Tüketici Hukuku Açısından Değerlendirme
İçerik
Toggle1. Giriş
Motorlu kara taşıtı satışlarında vergi oranlarında sonradan yapılan değişikliklerin, sözleşmesi kurulmuş ve bedeli tamamen ödenmiş işlemler üzerinde nasıl etkiler doğurduğu tartışmalı bir konu olmuştur. Bu tartışmalar, 27.08.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik’in 12. maddesiyle önemli ölçüde açıklığa kavuşturulmuştur. Buna rağmen, 24.07.2025 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile motor gücü 160 kW’ı geçmeyen araçlarda ÖTV oranının %10’dan %25’e çıkarılması sonrası bazı otomobil firmalarının, bedeli daha önce ödenmiş araçlara ilişkin olarak alıcılardan ‘ek ÖTV farkı’ talep etmeleri, hem mevzuata hem de yargı kararlarına aykırılık teşkil etmektedir. Bu makalede, yönetmelik hükümleri, Yargıtay içtihatları, tüketici hukuku ve somut belgeler ışığında bu uygulamanın hukuka aykırılığı değerlendirilecektir.
2. Yönetmelik Hükmü ve Satıcının Yükümlülüğü
27.08.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik’in 12. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi şu şekildedir:
“Tescilsiz motorlu kara taşıtına ilişkin vergilerin alıcı tarafından ödendiği andan itibaren taşıtın satış fiyatını artırmamak ve alıcıya taşıt fiyatını sabitleme hakkını bildirmek.”
Bu hüküm uyarınca, taşıtın KDV ve ÖTV dahil olmak üzere satış bedelinin alıcı tarafından tamamen ödendiği andan itibaren, taşıtın satış fiyatı artırılamaz. Satıcı, bedelin ödenmesinden sonra herhangi bir nedenle – özellikle mevzuat değişikliklerinden kaynaklı – fiyat artışı yapamaz. Bu düzenleme kamu düzenine ilişkin olup, tarafların iradeleriyle bertaraf edilemez.
3. Somut Olay: Tesla Örneği
Somut olayda, 18.07.2025 tarihinde Tesla firmasına internet üzerinden araç siparişi verilmiş ve 21.07.2025 tarihinde KDV ve ÖTV dahil toplam 1.913.986,80 TL araç bedelinin tamamı ödenmiştir. Aynı aracın gümrük işlemleri ise 22.07.2025 tarihinde tamamlanmıştır.
Buna rağmen, 25.07.2025 tarihinde alıcıya gönderilen bir e-posta ve uygulama bildirimiyle 260.998,20 TL tutarında ek ödeme talep edilmiş ve ödeme 28.07.2025 tarihinde ihtirazî kayıtla yapılmıştır. Bu durum, Yönetmelik’in açık hükmüne aykırıdır. Çünkü araç bedelinin tamamı, ÖTV ve KDV dahil olmak üzere, artıştan önce ödenmiş ve teslim süreci de başlamıştır.
Dolayısıyla, bu tarihten sonra yürürlüğe giren ÖTV artışı, alıcıya yansıtılamaz ve bu kapsamda yapılan tahsilatın iadesi gereklidir.
4. Yargıtay Kararının Değerlendirilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2025/140 K., 2024/5600 E. sayılı kararında da benzer bir durum değerlendirilmiştir. Kararda, satış bedelinin tamamının ödendiği bir taşıt tesliminde, ÖTV oranı sonradan artsa dahi bu farkın alıcıdan tahsil edilemeyeceği belirtilmiştir.
Kararda özellikle, alıcının böyle bir artıştan sorumlu tutulabilmesi için önceden açık şekilde bilgilendirilmiş olması gerektiği, ancak bu bildirimin yapıldığı ispat edilemezse tahsil edilen bedelin iade edileceği ifade edilmiştir.
Her ne kadar Yargıtay bu yükümlülüğün bildirim şartına bağlandığını belirtmişse de, Yönetmelik hükmü daha ileri giderek bilgilendirme yapılsa bile bedel ödendikten sonra fiyat artışı yapılmasını mutlak şekilde yasaklamaktadır. Bu nedenle, satıcı tarafından yapılan bilgilendirme olsa dahi fiyat artışı hukuka aykırı olacaktır.
5. Sözleşme Hükümleri ve Haksız Şartlar
Araç satış sözleşmelerinde zaman zaman ‘ÖTV ve KDV artışından doğacak fark alıcıya yansıtılır’ şeklinde hükümler yer almaktadır. Ancak bu tür hükümler, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesi gereğince ‘haksız şart’ niteliğindedir ve geçersiz sayılır.
Kanuna göre, tüketici ile müzakere edilmeden sözleşmeye dahil edilen ve tüketici aleyhine dengesizlik yaratan hükümler haksız şarttır. Bu hükümlerin sözleşmede yer alması, tüketiciyi bağlamaz.
Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 20-25. maddeleri arasında düzenlenen ‘genel işlem koşulları’ hükümleri uyarınca da, önceden tek taraflı olarak hazırlanmış ve karşı tarafa dayatılmış bu tür sözleşme maddeleri geçersiz kabul edilir.
Dolayısıyla, alıcının sorumluluğuna dair böyle bir sözleşme maddesi bulunsa dahi, hem Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hem de Borçlar Kanunu kapsamında geçersizdir ve alıcıdan ek ödeme talep edilemez.
6. Ticaret Bakanlığı Açıklaması
Ticaret Bakanlığı 08.08.2025 tarihinde yaptığı basın açıklamasında, satış bedelinin tamamının ödenmesinden sonra ÖTV artışı nedeniyle alıcılardan ek ödeme talep edilemeyeceğini belirtmiştir. Açıklamada, bu durumun Yönetmeliğe aykırı olduğu ve vatandaşlardan gelen şikayetler üzerine firmalara yönelik inceleme başlatıldığı ifade edilmiştir. Bu açıklama da idarenin konuya bakış açısını ve uygulamaya yön verdiğini göstermektedir.
7. Sonuç
ÖTV ve KDV dahil satış bedelinin tamamen ödendiği araç teslimlerinde, sonradan yapılan vergi artışları alıcılara yansıtılamaz. Bu hem ilgili yönetmelik hükmü hem de Yargıtay içtihatlarıyla sabittir. Bu kapsamda yapılan tahsilatlar hukuka aykırı olup, iadesi gereklidir.
Satış sözleşmelerinde alıcının vergi artışlarından sorumlu tutulmasına yönelik hükümler, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesi kapsamında haksız şart; Türk Borçlar Kanunu kapsamında ise genel işlem koşulu niteliğinde olup, geçersizdir.
Tüketicilerin, ihtirazî kayıtla yapılan ödemeler için istirdat davası açma, ihtarname gönderme ve idari mercilere şikayet hakkı saklıdır.
8. Hukuki Süreç ve İzlenecek Yol
ÖTV artışı gerekçesiyle yapılan hukuka aykırı tahsilatların iadesi için tüketicilerin başvurabileceği hukuki yollar mevcuttur. Öncelikle, iadenin istendiğine ve satıcının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ispat vesikası niteliğinde noter kanalıyla bir ihtarname gönderilmesi önem arz eder. Bu ihtarname ile bedelin iadesi talep edilmeli ve iade süresi açıkça belirtilmelidir.
İhtarnameye rağmen bedel iade edilmezse dava şartı olan zorunlu arabuluculuk süreci başlatılmalıdır. Arabuluculuk sürecinde uzlaşma sağlanamaması halinde, ilgili araç satış firmasına karşı dava yoluna gidilip yapılmak zorunda kalınan ek ödemenin iadesi talep edilmelidir.
Ara
Hukuki Dilekçe
Hukuki Dilekçe; bir arzuyu belirtmek, herhangi bir konuda talepte bulunmak ve herhangi bir konuda bilgi vermek amacıyla özel kurumlara ya da resmi kurum, kuruluş ve gerçek kişilere yazılmakta olan imzalı başvurulara denmektedir. Dilekçelerin en temel özellikleri; yasal bir sonuç doğurabilme kapasitesinin olmasından kaynaklanmaktadır. Dilekçeyi veren ve dilekçeyi alan kişi açısından oldukça fazla önem arz etmektedir.